<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>TE NOVA CMS</title>
    <link>http://aracsigorta.net</link>
    <description>TE NOVA CMS</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="http://aracsigorta.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>TE NOVA CMS</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 04 Jun 2026 20:24:29 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Fahrettin Koca duyurdu: Bilim Kurulu en önemli toplantısını yapacak]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/fahrettin-koca-duyurdu-bilim-kurulu-en-onemli-toplantisini-yapacak</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/fahrettin-koca-duyurdu-bilim-kurulu-en-onemli-toplantisini-yapacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, haftaya Bilim Kurulu'nun en önemli toplantısını yapacağını söyledi. Koca ayrıca maske uygulamasının da masada olacağını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sakarya Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.<img alt="AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET ALDI!" class="img-fluid" src="https://demotebilisimcom.teimg.com/demo-tebilisim-com/uploads/2022/04/agirlastirilmis-muebbet-aldi.jpg" style="width: 100%" / width="960" height="500"></p>

<p>Koronavirüs salgınındaki son durum hakkında bilgi veren Bakan Koca, "En kötü günlerimiz geride kaldı" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Bilim Kurulu'nun en önemli toplantısı</strong><br />
Sakarya'daki açıklamalarına devam eden Fahrettin Koca, Bilim Kurulu'nun haftaya en önemli toplantılarından birini yapacağını da söyledi.</p>

<p><strong>"Maskeli son yazımız demiştim, inanan olmamıştı"</strong></p>

<p>Sağlık Bakanı Koca, Sakarya'daki açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><u>"Şu an 19 ilimizde yoğun bakımda yatan Covid-19 hasta sayısı sıfır. Her geçen gün bunun azaldığını görüyoruz. Hatırlarsanız geçen yıl maskeli bu son yazımız olacak demiştim. O dönem inanan çok olmamıştı. Geldiğimiz noktada bahar geldi o yaza giriyoruz. Giresun'da da üç ay önce hatırlarsanız Sağlık Bakanınız olarak yüksek sesle ifade ediyorum. En kötü günlerimiz geride kaldı endişe etmeyiniz müsterih olun diye konuşmam olmuştu. O dönemde de bilim insanı arkadaşlarımız dahil olmak üzere endişe ile yaklaştılar. Yine aynı şeyi söylüyorum, Endişe enmeyiniz en kötü günlerimiz geride kaldı müsterih olun."</u></p>

<p><strong>Maskeyle ilgili kararda geri sayım</strong></p>

<p><u>"Bilim Kurulu haftaya en önemli toplantılarından birisini yapmış olacak. Özellikle maske başta olmak üzere önemli bu anlamda alınacak kararlar olacak. Okullarda maske kullanımı dahil olmak üzere. Gelecek hafta çok önemli olan Bilim Kurulu'nun toplantısında ele almış olacağız."</u></p>

<p><img alt="fahrettin-koca-1000x700" class="img-fluid" src="https://haberlobicom.teimg.com/haberlobi-com/uploads/2022/04/fahrettin-koca-1000x700.jpg" style="width: 714px; height: 500px;" /></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Dünya</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/fahrettin-koca-duyurdu-bilim-kurulu-en-onemli-toplantisini-yapacak</guid>
      <pubDate>Thu, 14 Apr 2022 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/haberlobi-com/uploads/2022/04/maskeye-veda.png" type="image/jpeg" length="23602"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali’ devam ediyor]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/bursa-uluslararasi-balkan-ulkeleri-tiyatro-festivali-devam-ediyor-1</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/bursa-uluslararasi-balkan-ulkeleri-tiyatro-festivali-devam-ediyor-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü tarafından bu sene 9’uncusu gerçekleştirilen ‘Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali’, her akşam tiyatroseverlerle buluşmaya devam ediyor.<strong>BURSA (İGFA)-</strong>&nbsp;10 Mart Perşembe günü perdelerini açan ve sanatseverler tarafından yoğun ilgiyle takip edilen festivalin 15 Mart’taki konuğu Kuzey Makedonya’dan “Peripetija Yapım-Kuzey Makedonya Ulusal<br />
Tiyatrosu –Sarajevo Savaş Tiyatrosu SRTR” ortak yapımı ‘Dünyanın Sonu Olmaz’ olacak.</p>

<p>Adnan Lugonic ’in yazdığı ve Nina Nikolikj ’in yönettiği oyun, Ahmet Vefik Paşa Sahnesinde saat 20.00’de izlenebilecek. Küresel çöküşün ve pandeminin insanlar üzerindeki etkilerini anlatan oyunun; dekor tasarımı Ivana Karanviloska Ugurovska ’ya, kostüm tasarımı Angel Petrovski’ ye, müzikleri Oliver Mitkovski’ye ait. Festival, ‘Dünyanın Sonu Olmaz’ oyunun ardından Bosna Hersek ’ten HNK Mostar Tiyatrosu yapımı&nbsp;&nbsp;'Sabahtan Beri Durmadım’ adlı oyunla devam edecek.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ekonomi, Yaşam, Sağlık, Spor</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/bursa-uluslararasi-balkan-ulkeleri-tiyatro-festivali-devam-ediyor-1</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Mar 2022 22:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/bursa-uluslararasi-balkan-ulkeleri-tiyatro-festivali-devam-ediyor.jpg" type="image/jpeg" length="36048"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[12 adımda kar ve aşırı soğuktan korunma rehberi ]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/12-adimda-kar-ve-asiri-soguktan-korunma-rehberi</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/12-adimda-kar-ve-asiri-soguktan-korunma-rehberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanların günlerdir uyarıda bulunduğu kar yağışı ve soğuk hava yurdumuzu etkisi altına aldı; çoğu ilimiz adeta beyaza büründü! Trafik kazalarının, düşme sonucu oluşan kırık-çıkıkların ve daha bir dizi sorunların önlenmesi için günler öncesinden tedbirler alındı; alınmaya da devam ediyor. <strong>İSTANBUL (İGFA)- K</strong>ar yağışı ile soğuk havanın yol açabileceği olumsuzlukları önlemek için bizim de tedbirli olmamız çok önemli, zira bu havalar aynı zamanda sağlığımızı da ciddi boyutlarda tehdit ediyor. Örneğin, ritim bozukluğu, kalp yetersizliği ve kalp krizini tetiklemesi gibi! Ayrıca düşme nedeniyle oluşan kırık-çıkıklar ve kuruyan cilt de yoğun kar yağışında sık görülen diğer önemli sorunları oluşturuyor. Acıbadem Sağlık Grubu’nun uzmanları kar ve aşırı soğuktan korunmak için 12 kuralı anlattı; önemli öneri ve uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>DİKKATLİ EFOR SARF EDİN</strong></p>
<p> Soğuk hava beraberinde kar temizleme, yolda kalan aracı itme ve kar yağışından kaçınmak için koşma gibi ek efor sarf etmeye neden olabiliyor. Ancak bu havalarda aşırı efor sarf etmek çarpıntı, nefes darlığı, ritim bozukluğu, daha kötüsü kalp krizine yol açabildiği için dikkatli efor sarf edin. </p>
<p><strong>BAŞINIZI MUTLAKA BERE İLE KORUYUN</strong></p>
<p>Vücudumuzdaki ısı kaybının çoğu genellikle baş bölgesinde gerçekleşiyor, bunun sonucunda da kalbimiz daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla sokağa çıkarken bereyle başınızı korumayı asla ihmal etmeyin.</p>
<p><img height="501" src="https://www.igfhaber.com/static/16/1646979807-4-1646982407-630.jpg" width="750" /></p>
<p><strong>KAT KAT GİYİNİN </strong></p>
<p>Soğuk havalarda vücudun ısı kaybetmesi hipotermi riski oluşturuyor. Ayrıca kalp krizi riski de artıyor. Lahana gibi çok katlı giyinmek ya da çok kalın giysileri tercih etmek ısı dengemizi bozabiliyor. Termal elbise kullanmanız ise ısı kaybını önlüyor. Çok kat giyinmek yerine iki kat giyinmeniz, ısı kaybının önlenmesi için yeterli olacaktır.</p>
<p><strong>MASKE TAKMADAN ÇIKMAYIN</strong></p>
<p>Pandeminin vazgeçilmezi maskeler bu sefer bizi soğuktan koruyacak. Soğuk havayı doğrudan solumak ısı dengesini bozuyor, çarpıntı ve kalp ağrısı yapabiliyor. Maskeler soluduğumuz havayı ısıtıyor ve yumuşatıyor. </p>
<p><strong>BOL SU İÇİN </strong></p>
<p>Soğuk havalarda su tüketmek sıklıkla unutuluyor. Bunun sonucunda az su içenlerde nefes darlığı ve çarpıntı daha sık görülebiliyor, kan daha koyu kıvamlı oluyor. Günde 8-10 bardak ılık su tüketmeniz kalp sağlığınızı koruyacaktır.</p>
<p><strong>ADIMLARINIZ KÜÇÜK OLSUN</strong></p>
<p>Özellikle buzlu ve kaygan zeminlerde atacağınız hatalı bir adım bile ciddi kazalara neden olabiliyor. Örneğin; basit bir kayma sonrası kalça ya da sırt üzerine düşmeyle kuyruk sokumu kırığı veya omurga kırıkları oluşabiliyor. Adımların geniş olması buzda kayma riskini artırıyor. Dolayısıyla kırık oluşumunu önlemek için mümkün olduğu kadar küçük adımlarla ve yola bakarak yürümeye özen gösterin.</p>
<p><strong> GÜVENLİ AYAKKABI TERCİH EDİN </strong></p>
<p>Ayakkabınızın güvenli adımlar atmanızı sağlayacak özellikte olmasına dikkat edin. Örneğin kaygan zemine uygun materyalden yapılmış ayakkabıları tercih edebilirsiniz. Ayakkabınızın altının kaymaz dokulu, tırtıklı ve lastik olması kayıp düşme riskini azaltabiliyor. </p>
<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/16/1646979804-2-1646982420-606.jpg" width="750" /></p>
<p><strong>ELLERİNİZ CEBİNİZDE OLMASIN </strong></p>
<p>Soğuk havalarda üşümemek için çoğumuz ellerimizi ceplerimize sokarak yürüyoruz. Ancak dengemizi sağlamamız için ellerimize ihtiyacımız var. Üstelik düşme sırasında çok daha ciddi yaralanmaların önüne geçmek için de ellerin serbest olması çok önemli. </p>
<p><strong>SIRT ÇANTASI KULLANIN </strong></p>
<p>Yürürken dengenizi sağlamanız için el çantası yerine sırt çantası kullanın. Ellerde ağırlık olduğunda dengemizi sağlamakta güçlük çekebiliyoruz. Bu nedenle elinizdeki yükleri de sırt çantasına koyarak yürümeye dikkat edin. Elleriniz serbestken kayarsanız, dengenizi koruyarak düşmeyi önleyebilir veya daha hafif atlatabilirsiniz. </p>
<p><strong>ÇOK SICAK SUYLA BANYO YAPMAYIN</strong></p>
<p>Ciltte kuruluk yakınmasının şiddetlenmemesi için çok sıcak suyla banyo yapmayın. Ayrıca suyla uzun süreli temas da cilt kuruluğuna yol açabiliyor. Bu nedenle banyo süresini de 5 dakika gibi kısa süreyle sınırlı tutmanız çok önemli. </p>
<p><img class="" height="501" src="https://www.igfhaber.com/static/16/1646979805-3-1646982429-690.jpg" width="750" /></p>
<p><strong>ODANIN NEMİNİ ARTTIRIN</strong></p>
<p>Ev ve işyerinizde bulunduğunuz odanın nem oranını arttırarak ciltte kuruluk şikayetini azaltabilirsiniz. Bulunduğunuz mekandaki nem oranının yüzde 60 civarında olmasına dikkat edin. Sıcak veya soğuk hava cilt kuruluğunu arttırabildiği için oda sıcaklığını da 21-25 derece arasında tutmayı alışkanlık haline getirin. </p>
<p><strong>ELLERİNİZİ UNUTMAYIN</strong></p>
<p>Soğuk havada cildinizde oluşabilecek kuruluk ve kaşıntı gibi sorunları önlemek için yüzünüzün yanı sıra dudak ile ellerinizi de düzenli olarak nemlendirin. Dudak bakım ürünlerini mutlaka sık aralıklarla uygulamayı ve ellerinizi her yıkamadan sonra nemlendirmeyi alışkanlık haline getirin. Ayrıca eldiven takmanız cildinizin daha iyi korunmasını, ellerinizin daha sağlıklı görünmesini sağlayacaktır.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/12-adimda-kar-ve-asiri-soguktan-korunma-rehberi</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Mar 2022 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/12-adimda-kar-ve-asiri-soguktan-korunma-rehberi.jpg" type="image/jpeg" length="21094"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Soğan sağlığa pek çok açıdan fayda sağlıyor]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/sogan-sagliga-pek-cok-acidan-fayda-sagliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/sogan-sagliga-pek-cok-acidan-fayda-sagliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlığa dost bir sebze olan soğan, yemeklerin vazgeçilmezi olarak biliniyor. Hem çiğ olarak hem de pişirilerek kullanılan soğanın birçok çeşidi bulunuyor. Doğal antibiyotik görevi gören soğan, özellikle kış mevsiminde bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesinde büyük rol oynuyor. Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Berna Ertuğ, soğanın faydaları hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Ertuğ, "Soğan, frenk soğanı, sarımsak ve pırasa da içeren Allium bitki ailesine aittir. Bu sebzelerin karakteristik keskin aromaları ve bazı tıbbi özellikleri vardır. Soğan doğramanın gözlerin sulanmasına neden olduğu yaygın bir bilgidir. Bununla birlikte, soğan sağlığa çok faydalıdır. Soğanın, çeşitli kanser türlerinin riskini azaltma, ruh halini iyileştirme, cilt ve saç sağlığını koruma gibi konularda önemli yararları vardır. Soğan  özellikle A, C ve B vitaminleri açısından önemli bir kaynaktır. Ayrıca kükürt, iyot, kalsiyum, demir, folat, magnezyum, fosfor, potasyum ve antioksidanlar açısından da zengindir. A vitamini hem enfeksiyonlara karşı bağışıklığı hem de göz sağlığını destekler, B vitaminleri ise suda eriyen vitaminlerdir. B vitamini bağışıklık ve sinir sisteminin düzgün çalışmasına yardımcı olur. İçeriğindeki C vitamini ise özellikle kış mevsiminde hastalıklardan korunmaya destek olmaktadır" dedi. </p>
<p>"Yapılan çalışmalar soğanın içerdiği kuarsetin adlı antioksidan sayesinde yumurtalık, kolorektal gibi kanser türlerine yakalanma riskini azaltmaya yardımcı olduğunu göstermektedir. Kuarsetin, alerjik reaksiyonlara yol açan histaminin bağışıklık hücrelerinde salınımını engellemesine yardımcı olur. Böylelikle soğanın astım veya alerjik problemleri olan kişilerde bağışıklığı desteklemeye yardımcı olduğu bilinmektedir" diyen Ertuğ, "Soğanının içeriğindeki kükürt kan inceltici etkisi göstererek kalp kriziyle inme riskini artıran plateletlerin birikimini önler. Soğandan alınan kükürtün hipertansiyon başlangıcını geciktirme ve azaltmaya yardımcı olduğu diğer çalışmalarla tespit edilmiştir. Toplum olarak kuru soğanı saklarken en sık yapılan hatalardan biri patates ile aynı ortamda muhafaza etmek veya depolamaktır. Çünkü patatesin yaydığı nem soğanın filizlenmesine ve çürümesine yol açar. Kuru soğanı serin ve kuru bir ortamda saklamak uzun süre taze şekilde tüketilmesini sağlar. Yarım kalan kuru soğanlar ise cam saklama kabına koyarak buzdolabında muhafaza edilebilir. Taze soğanı ıslak olarak buzdolabına koymak yapılan diğer hatalardan biridir. Öncelikle tazeliğini kaybetmiş yapraklar varsa temizlenmeli daha sonra kağıt havluya sarılarak buzdolabında saklanmalıdır. Böylelikle taze soğanın daha uzun taze kalması sağlanabilir" ifadelerine yer verdi. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/sogan-sagliga-pek-cok-acidan-fayda-sagliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Mar 2022 09:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/sogan-sagliga-pek-cok-acidan-fayda-sagliyor.jpg" type="image/jpeg" length="35802"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çikolata kisti rahime zarar veriyor]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/cikolata-kisti-rahime-zarar-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/cikolata-kisti-rahime-zarar-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adı güzel kendisi kadınların kabusu olabilen çikolata kistleri, tüp ve yumurtalıklarda yapışıklıklara yol açması nedeniyle rahim iç duvarının gebeliğe uygunluğunu bozar,  yumurtalık rezervinin azalmasına ve dolayısıyla da kısırlığa yol açar<strong>İSTANBUL (İGFA)- </strong>Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Gökalp Öner, ismi ile tatlıyı çağrıştıran ancak hiç de öyle olmayan, dünyada yaklaşık 190 milyon kadında gözlemlenen, ülkemizde her 10 kadından 1’inde görülen çikolata kistleri hakkında bilgi verdi… </p>
<p>Endometriozis, her ay kalınlaşıp eğer gebelik oluşmaz ise adet kanaması ile atılan rahim içi duvar tabakasının rahim dışı bölgelerde yerleşmesiyle oluşan kronik bir hastalıktır. Daha basit şekliyle anlatmak gerekirse, rahim duvarındaki kanayan hücrelerin adet döngüsünde dışarı atılmak yerine tüplerden geçerek iç kısma dökülmesi durumudur. Tüplerin ağız kısmında yumurtalıklar olduğu için kanayan hücreler sıklıkla yumurtalığa yapışır. Yumurtalığa yerleşen bu hücreler hormonlarında etkisiyle her ay düzenli olarak kanamaya başlar. Biriken kan koyu kahverengi kıvamda olduğu yani çikolata rengini aldığı için çikolata kisti olarak da tanımlanmıştır. </p>
<p><strong>KURDUN ELMAYA ZARAR VERMESİ GİBİ… </strong></p>
<p>Ben, çikolata kistlerini elmanın içindeki kurda benzetirim. Nasıl ki elma içindeki kurt zamanla elmanın içine zarar veriyorsa, çikolata kistleri de zamanla benzer şekilde yumurtalık dokusuna zarar verir ve yumurta kalitesini olumsuz yönde etkiler. Bu kistler kendini ciddi adet sancıları ile göstermeye başlar. Bunun dışında ilişki sırasında ağrı, idrar yaparken ağrı, idrarı boşaltamama hissi, idrarda kan görülmesi, omuz ağrısı, yorgunluk, infertilite gibi bulgulara da rastlamak mümkündür. Bu ağrılar menopoza kadar devam eder.</p>
<p><strong>KESİN TANI LAPAROSKOPİ İLE KONUR</strong></p>
<p>“Üreme dönemindeki kadınlar çikolata kistlerinden en çok etkilenen gruptur. İyi huylu olmakla birlikte yüzde 4 oranında kötü huylu olma gibi şansızlığı da bulunmaktadır” diyen Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Gökalp Öner, “O yüzden bu tanıya sahip tüm kadınlarımızın, özellikle kanser öyküsü olan kadınlarımızın ciddi bir tedavi planının olması gerekir. Çikolata kisti olan kadınlarımızın rahimlerinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu tanıdaki rahimlerde polip ya da miyom görülme riski biraz daha yüksektir. Son yıllarda gelişmiş ultrasonlarla bu kistler net bir şekilde ayırt edilebilir, gerekirse MR’dan da faydalanabilir ama kesin tanı laparoskopi ile konur. CA125 testi dediğimiz kan testi de çikolata kisti olan kadınlarda yüksek olduğundan ötürü bizlere teşhis koymada ışık tutabilir. Yumurtalığa zarar verebileceği göz önünde tutulursa AMH dediğimiz rezerv testine de bakılmasında fayda vardır. İlaç tedavileri ve yaşanan sancılarda verilecek ağrı kesiciler hekimlerle birlikte karar verilerek alınmalıdır. Endometriozis, ömür boyu sürecek bir yönetim planı gerektiren, tıbbi tedavi ön planda tutularak tekrarlanan cerrahi girişimlerden kaçınılması gereken kronik bir hastalıktır” diyor. </p>
<p><strong>CERRAHİSİZ YENİ YÖNTEMLER </strong></p>
<p>Son zamanlarda çikolata kisti tedavisi içinde yeni yöntemler geliştirilmiştir. Bizlerin sıklıkla uyguladığı ve hiçbir zararı da gösterilmemiş olan kistlerin yumurtalıklardan yumurta toplama anında boşaltılması ve yumurtalık içinin alkol ile temizlenmesi de bu kistlerin yok olmasını sağlamaktadır. Hatta bu yeni teknik ile de cerrahi bir işlem gerekmeksizin çikolata kistleri konforlu bir şekilde tedavi edilebilir.</p>
<p><strong>ÇOCUK İSTENMİYORSA TEDAVİ ONA GÖRE PLANLANIR</strong></p>
<p>Bu kistlerin tedavisini belirleyen çocuk isteği olup olmadığıdır. Eğer kadında çocuk isteği yok ise ve ağrı şikayeti ile gelmişse öncelikle ilaç tedavisine başlanır ve sonra laparoskopik (kapalı) cerrahi ile bu kistler çıkarılır. Daha sonra da bu kistlerin tekrarlanmaması amaçlı ilaç tedavisine devam edilir.</p>
<p><strong>ÇOCUK İSTENİYORSA TÜP BEBEK TEDAVİSİ ÖNERİLEBİLİR </strong></p>
<p>“Çocuk isteği ile bizlere başvuran çiftlerin yüzde 30’unda bu kistleri görmekteyiz. Yani infertilite açısından en sık gördüğümüz sebeplerden bir tanesi de bu pek de tatlı olmayan çikolata kistleridir. Ama tabi ki çiftlerimize ve bu kistlere gerekli tedaviyi uygulayarak başarılı sonuçlar aldık, alıyoruz, almaya da devam edeceğiz” diyen Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Gökalp Öner,</p>
<p>“Öncelikle bu teşhisi koyduğumuz çiftlerimizden rahim filmi istemekteyiz. Eğer rahim filminde tüpler açık ve erkek faktörümüz de normal yani sperm sayımız yeterli ise yapacağımız işlem aşılamadır. Kadına uyguladığımız aşılama ile olumlu sonuçlar almaktayız. Çünkü amacımız ne kadar az cerrahi işlem, o kadar sağlık. Eğer kadında çikolata kistine bağlı rezerv azlığı ve dokuda bozulma tespit etmişsek ve erkek faktörü de işin içinde ise yani sperm sayısı ve harekette azlık durumu varsa, bu durumda aşılamadan olumsuz sonuç alma durumumuz oldukça yüksektir. Böyle bir durumda da direkt tüp bebeğe yönelmek bizler için faydalı olur. Tüp bebek tedavisi için baskılama tedavisi dediğimiz durum kistlerin baskılanması yani ilaçlarla bu kistlerin aktive olmasını önlemektir. Bizler baskılama tedavisini yumurtalarımızı toplayıp, embriyolarımızı oluşturup dondurduktan sonra yaparız. Çikolata kistleri sadece yumurtalığı değil, bebeğin tutunmasını da olumsuz yönde etkiler. Bu kistlerin rahme gönderdiği olumsuz sinyaller bebeğin tutunmasına büyük ölçüde engel olmaktadır. Bu yüzden baskılama tedavisini rahim ve yumurtalıklar hazır olduktan yapmak, anne adayları için daha sağlıklı olacaktır” dedi.</p>
<p><strong>KİLO ALMAYIN, SİGARA VE ALKOLDEN UZAK DURUN</strong></p>
<p>Çikolata kisti olan kadınlarda yumurtalık kanseri, meme kanseri ve tiroid kanseri oranları artış gösterdiği için bu kadınların kilo almamaları, sigaradan uzak durmaları, yeşil sebze ve taze meyve ağırlıklı beslenmeleri, alkol almamaları ve güneşten korunmaları gerekmektedir.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/cikolata-kisti-rahime-zarar-veriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Mar 2022 09:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/cikolata-kisti-rahime-zarar-veriyor.jpg" type="image/jpeg" length="14251"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikkat! Bu hastalık sinsice ilerliyor!   ]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/dikkat-bu-hastalik-sinsice-ilerliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/dikkat-bu-hastalik-sinsice-ilerliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle sinsice ilerleyen ve her yaşta görülebilen kemik tümörlerinde, özellikle pandemi sürecinde Covid-19 endişesiyle hastaneye gitmeye çekinilmesi erken tanı imkanının kaçırılmasına neden olabiliyor. <strong>İSTANBUL (İGFA)- </strong>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Seyit Ali Gümüştaş “Kemik tümörleri genellikle yavaş seyirlidir. İyi huylu tümörler kötü huylu tümörlere göre yaklaşık 100 kat daha sık görülür. Kötü huylu tümörlerde erken tanı, tümörün yerleştiği kol ya da bacağın kurtulmasını kolaylaştırır ve hastanın yaşam süresini artırır. Kemik tümörlerinin tanısında ortopedi, radyoloji ve patoloji hekimlerinin iş birliği son derece önemlidir. Ancak pandemi sürecinde bazı şikayetler için hastaneye gitmenin ve hekime başvurmanın ertelenmesi, hastalığın daha da ilerlemesine neden olabiliyor” diyor. Hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve fizik muayenenin tanıda anahtar rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Seyit Ali Gümüştaş, kemik tümörlerinin öne çıkan 5 belirtisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>GEÇMEYEN AĞRI</strong></p>
<p>Kemik tümörlerinde en sık başvuru nedenidir. Kötü huylu tümörlerde ağrı kesicilere kısa süreli yanıt veren, geçmeyen hatta şiddeti giderek artan ağrı gelişir. Başlangıçta hafif olan ağrı zamanla şiddetlenirken, bu sorun istirahatte de devam eder. Geceleri uykudan uyandıran ağrı kötü huylu kemik tümörlerinin bir göstergesi olsa da nadiren iyi huylu tümörde de (osteoid osteoma) görülebilir. </p>
<p><strong>ŞİŞLİK</strong> </p>
<p>Geçmeyen ağrı gibi, oluşan şişlikler de kemik tümörü ihtimalini akla getirmelidir. Ağrılı bölgede şişlik veya sertlik, iyi ya da kötü huylu olsun kemik tümöründe sık görülen belirtilerdendir. Hastanın özellikle diz, omuz ve kalça çevresinde düzensiz sınırlı, sert, hareketsiz ve hızlı büyüyen şişlik gelişir. Şişliğin ağrılı olması, kötü huylu olma açısından uyarıcı olmalı ve ağrı kesicilerle geçiştirilmeyip mutlaka en kısa zamanda hekime başvurulması gerekir. </p>
<p><strong>TOPALLAMA </strong></p>
<p>Hem kemiğin kendisinden hem de başka bir organdan kaynaklanıp kemiğe sıçrayan kötü huylu tümörler sıklıkla kalça ve diz çevresini tuttuğu için hastalar topallama şikayetiyle  hekime başvurabilir. Bu şikayetin nedeni tutulan kemikte yıkıma bağlı zayıflık ve ağrıdır. Bu nedenle olası topallama durumlarında temkinli olunmalı, herhangi bir dışsal faktöre bağlı gelişmeyen topallama ihmal edilmeyerek hekime başvurulmalıdır.  </p>
<p><strong>KIRIK </strong></p>
<p>Ağrı ve şişlik kadar sık görülmese de hem iyi hem de kötü huylu kemik tümörü kendiliğinden kemikte kırığa yol açabilir. Her ikisi de yerleştiği kemikte yıkıma neden olabilir. Öncesinde ağrı hissedilmesi, hafif travma ile oluşu, hastanın bilinen kanser hikayesinin olması ve kırılan kemikte yıkım varlığı, kırığın tümöre bağlı gelişebildiği ihtimalini akla getirmelidir. </p>
<p><strong>UYUŞMA VE GÜÇSÜZLÜK</strong></p>
<p>Özellikle omurga tümörlerinde tümörün yerleştiği bölgeye göre hasta kol ya da bacaklarda uyuşma ve güçsüzlük ile hekime başvurabilirken, kuyruk sokumunun tümöründe tek şikayet kabızlık olabilir. Bununla birlikte halsizlik, yorgunluk, iştahsızlık, isteği dışında kilo kaybı gibi şikayetler de ihmal edilmemeli, altında yatan neden araştırılmalıdır. Tüm bu şikayetlere ek olarak iyi huylu kemik tümörleri genelde başka bir nedenle çekilen grafide tesadüfen tespit edilirken, metastatik kemik tümörleri sıklıkla kanser hastalarının rutin taramasında saptanabilir.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/dikkat-bu-hastalik-sinsice-ilerliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Mar 2022 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/dikkat-bu-hastalik-sinsice-ilerliyor.jpg" type="image/jpeg" length="63877"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Önlemler gevşetilsede tedbirlere devam edilmeli]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/onlemler-gevsetilsede-tedbirlere-devam-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/onlemler-gevsetilsede-tedbirlere-devam-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, son yapılan izolasyon önlemlerinin gevşetilmesi ile hafif-orta şiddetteki hasta sayılarının yükselmesi söz konusu olduğuna dikkati çekerken, mesafe önlemlerine dikkat edilmesi gerektiğini yineledi.<strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Servet Öztürk önlemlerin gevşetilmesi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Açık ortamlarda özellikle mesafeye dikkat edilmek şartıyla Covid-19 bulaş ihtimali oldukça düşük olduğunu belirten Öztürk, "Bu nedenle mesafe önlemlerine riayet etmek şartı ile açık alanlarda maske kullanılmayabilir" dedi.</p>
<p>Covid-19 aşısı yaptırmamış, ek hastalıkları olan ve 65 yaş üzerindeki bireyler için yüksek hastaneye yatış ve vefat riski devam ettiğini kaydettiğini belirterek, "Maske ve mesafe ile enfeksiyon hastalıklarında azalma görüldü. Son olarak maske/mesafe/hijyen uygulamaları sadece Covid-19 hastalığı için değil neredeyse tüm enfeksiyon etkenlerinin bulaşının engellenmesi için oldukça önemlidir. COVID-19 sürecinde yapılan izolasyon tedbirleri sayesinde dünyada ve ülkemizde mevsimsel grip, tüberküloz, menenjit gibi birçok enfeksiyon vaka sayıları oldukça azaldı. Kontrolsüz kalabalıklardan uzak durma, hijyen önlemlerine riayet etme ve özellikle kapalı ortamlarda maske uygulamaları hayat kurtarıcı olmaya devam edecektir" diye konuştu.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/onlemler-gevsetilsede-tedbirlere-devam-edilmeli</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Mar 2022 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/onlemler-gevsetilsede-tedbirlere-devam-edilmeli.jpg" type="image/jpeg" length="51212"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diz kireçlenmesine enjeksiyon tedavisi]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/diz-kireclenmesine-enjeksiyon-tedavisi</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/diz-kireclenmesine-enjeksiyon-tedavisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ortopedi polikliniklerine en sık başvurma nedenlerinden birini diz ağrıları oluşturuyor. Özellikle 50 yaş üzeri nüfusun yüksek olduğu toplumlarda bu ağrıların en sık karşılaşılan nedeninin diz kireçlenmesi olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Davud Yasmin, “Travma kökenli ağrıları ayrı bir köşeye koyarsak, ortalama yaşam süresinin uzaması ve yoğun yapılan sportif aktiviteler sonucu olarak eklem, kıkırdak sorunları arttı. Dolasıyla diz kireçlenmesi de daha sık görülmeye başlandı. Dize uygulanan PRP enjeksiyonları ise erken evre diz kireçlenmesi hastalarında diz fonksiyonlarını korumaya yardımcı olurken, ağrıları azaltarak kişinin hayat kalitesini de yükseltiyor” açıklamasında bulundu.<strong>BURSA (İGFA)-</strong> Diz kireçlenmesini, diz eklemlerinin hareket etmesini sağlayan diz kıkırdağının çeşitli nedenlerle zayıflayıp yapısının bozulması olarak tanımlanabileceğini hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Davud Yasmin, “Bu bozulma zaman içinde diz eklem hareket açıklığının azalmasına ve kişinin yürümesini zorlaştırarak hayat kalitesinin düşmesine neden olabiliyor” dedi. Teknolojideki ilerlemelere paralel olarak insan vücudunun kendini iyileştirme potansiyelinden yararlanma, yani rejeneratif tedavi yaklaşımlarındaki gelişmelerin önemine değinen Dr. Davud Yasmin, “Özellikle diz kireçlenmesinin erken dönem tedavisi için de başarıyla kullanılan PRP (Trombositten Zengin Plazma), yenilikçi bakış açısının en popüler uygulamalarının başında geliyor” şeklinde konuştu.</p>

<p>PRP yani trombositten zengin plazmanın kişinin kendi kanından elde edilen bir biyolojik tedavi şekli olduğunun altını çizen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Davud Yasmin, “Trombositten zengin plazma tedavisi, vücudun kendi kendini iyileştirme yeteneklerinden yararlanmayı hedefleyen bir yöntem. PRP’nin ana yapısındaki trombositler, aslında yaralanma durumlarında meydana gelen kanamayı durduran pıhtıyı oluşturan hücrelerden oluşuyor. Fakat bu hücreler aynı zamanda dokuların onarılmasına ve iyileşmesine katkı sağlayan büyüme faktörlerini de içeren bir yapıya sahip. Bu büyüme faktörleri aktive edildiklerinde, vücudun kendi iyileşme mekanizmalarına destek olarak hasarlı dokularda tamire yardımcı olabiliyorlar. Yenileyici tedavi yaklaşımları da vücudumuzun bu özelliğinden faydalanmak için var” dedi.</p>

<p>Diz kireçlenmelerinin hastalığın durumuna göre 1’den 4’e kadar evresinin olduğunu söyleyen Dr. Davud Yasmin, “4 en ağır, 1 ise başlangıç durumundaki diz kireçlenme hastalığını ifade ediyor. Tıbbi literatürde PRP uygulamalarının etkisinin özellikle evre 1 ve evre 2 hastalarda etkisinin çok iyi olduğu, evre 3 hastalarda ise ağrıyı hafiflettiği gözlemlendi. Evre 4 hastalarda ise en uygun seçenek PRP değil, cerrahi diz protezi uygulamalarıdır” dedi. PRP’nin ailesinde kanser öyküsü bulunanlara, kan sulandırıcı ilaç kullananlara, kan hastalığı olanlara, uygulama yapılacak bölgede enfeksiyon ve iltihap olanlara, hamilelere ve emzirenlere uygulanmadığını hatırlatan Dr. Davud Yasmin, “PRP enjeksiyonu erken evre diz kireçlenmesi hastalarında diz fonksiyonlarını korumaya yardımcı olurken, ağrıları azaltarak kişinin hayat kalitesini de yükseltiyor” şeklinde konuştu.&nbsp;</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/diz-kireclenmesine-enjeksiyon-tedavisi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Mar 2022 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/diz-kireclenmesine-enjeksiyon-tedavisi.jpg" type="image/jpeg" length="23538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa'da uzman psikolog davranışların altında yatan sebepleri anlattı]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/bursada-uzman-psikolog-davranislarin-altinda-yatan-sebepleri-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/bursada-uzman-psikolog-davranislarin-altinda-yatan-sebepleri-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa'da Esentepe Hastanesi Uzman Psikolog Dildade Demirören Şeker, bazı insan davranışlarının (mükemmeliyetçilik, sinirlilik, kusursuzluğu arama, beklenti seviyesinin yükselmesi vb.) arka planında yatan sebepleri kaygı seviyesinin yükselmesiyle ilişkili olduğunu ifade etti.<strong>GÜLİN ÖZDEMİR / BURSADA BUGÜN/BURSA İGFA- '</strong>Ben böyleyim' demek kolay. Peki neden böylesin? Hiç düşündün mü? Bursa'da Esentepe Hastanesi Uzman Psikolog Dildade Demirören Şeker, bazı insan davranışlarının arka planında yatan sebepleri anlattı. </p>
<p>Uzman Psikolog Dildade Demirören Şeker, "Mükemmeliyetçilik, sinirlilik, kusursuzluğu arama, beklenti seviyesinin yükselmesi, kontrol algısını elinde tutamama ve panik halleri kaygı seviyesinin yükselmesi ile ilişkili olabilmektedir. Peki nedir bu kaygı? </p>
<p>Kaygı, düşüncelerden yola çıkan zihnin gerçeklik ya da hayali tehdit algısıyla oluşturduğu ve endişeli ruh hali algısıyla oluşan duygudur. Olası durumlarda kaygı, her bireyde bulunur ve doğal kabul edilir. Hatta hafif kaygı duymak, olaylarla ilgili başa çıkma mekanizmasını geliştirir fakat kişinin günlük yaşamını etkileyen, olaylarla başa çıkamadığı, işlevselliğini yitirdiği durumlarda oluşan kaygı seviyesinin yükselmesi, alternatif düşünmeyi sağlatmaz, rutin bozuluyor demektir. </p>
<p><img class="" height="497" src="https://www.igfhaber.com/static/wh/whatsapp-image-2022-03-07-at-09-38-39-1646658554-531.jpeg" width="750" /></p>
<p>Psikiyatride, kaygı bozukluğu olarak adlandırılan bu türde, sıklıkla görülen bir durumdur. Mükemmeliyetçilik, kusursuzu arama, kontrol algısının artması, artmış sorumluluk hissi, felaketleştirmeler, gelecek ile ilgili olumsuz bilişsel çarpıtmalar kaygı seviyesinin yükselmesine ve bu bozukluğun oluşmasına zemin hazırlayabilmektedir. <br />Bazı durumlarda da düşüncelerin farkında olmayan bireylerde, fiziksel bir hastalık olabileceği düşünülüp, öncelikli olarak kardiyologlara, göğüs hastalıkları hekimlerine veya gastroenterologlara başvurarak, bozukluğun somatik yani fiziksel belirtileri için tedavi aramaktadırlar" açıklamasında bulundu. </p>
<p><strong>"TAKINTILI DÜŞÜNCELER ZİHNİ YORUYORSA..."</strong></p>
<p>"Bu tipte en çok belirti ortaya çıkaran hastalıklar olarak mide ve kalp problemleri gelmektedir" diyen Demirören, sözlerine şöyle devam etti; "Örneğin; kişiler, düşünceleriyle baş edemediğinden, panik atak dediğimiz durum yoğun yaşanmakta. Peki ne yapmalı? Gece artan takıntılı düşünceler zihnimizi yoruyorsa, sürekli endişeli bir ruh hali içindeysek, doktor doktor gezip hiçbir hastalığımız olmadığı söylendiği halde yine hasta gibi hissediyorsak, mükemmelliyetçilik, aşırı öfke, hassasiyet gibi durumlar varsa bir uzmandan destek almak gerekmektedir."</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/bursada-uzman-psikolog-davranislarin-altinda-yatan-sebepleri-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Mar 2022 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/bursada-uzman-psikolog-davranislarin-altinda-yatan-sebepleri-anlatti.jpg" type="image/jpeg" length="79121"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burun estetiği için bahar ayları ideal!]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/burun-estetigi-icin-bahar-aylari-ideal</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/burun-estetigi-icin-bahar-aylari-ideal" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarının gelmesi ile birlikte, estetik kaygılarının artması cerrahi operasyon taleplerini de artırıyor. Yaz aylarında güzel görünme isteği ile birlikte burun estetiği talebinde artış gözlemlediklerini söyleyen Dr. Oğuzhan Oğuz, bahar aylarının iyileşme süreçleri için de en ideal zaman olduğunu belirtti.</p>
<p> <strong>İSTANBUL (İGFA)- </strong>Bahar aylarının gelmesi ile birlikte kişilerde “yenilenme” isteğinin artış gösterdiği yapılan araştırmalarda ortaya koyuluyor. Mevsim değişiklikleri kişilerin ruhsal ve zihinsel yapılarını yakından etkiliyor. Bahar aylarının gelmesi ile birlikte kişiler yeni bir görünüm elde etme isteğiyle, özgüven artırıcı operasyonlar için daha hızlı karar alıyor. Özellikle burun estetiğinde bahar aylarında talepte artış yaşandığını belirten Dr. Oğuzhan Oğuz, “Yazın yaklaşmasıyla birlikte fiziksel kaygılar daha çok ön plana çıkıyor. Kış aylarında ertelenen burun estetiği kararları bahar aylarında ciddi bir talebe dönüşüyor” diye konuştu. Bahar aylarının burun estetiğinde en uygun zaman olduğunu da belirten Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr.Oğuzhan Oğuz, “Operasyon sonrasında cildin ciddi güneş ışınlarına maruz kalmaması gerekiyor. Bu sebeple iyileşme sürecinde bahar ayları en ideal zamanlar diyebiliriz” diye konuştu. </p>
<p>Burun estetiğinde dikkat edilmesi gerekenleri sıralayan Dr.Oğuzhan Oğuz, “Her kişinin yüz anatomisi farklılık gösteriyor. Bu nedenle estetik burun ameliyatlarının kişiye özel yapılması gerekiyor. Kişinin sonradan daha mutsuz olduğu operasyon geçirmiş hastalarla çok karşılaşıyoruz. Revizyon ameliyatı için gelen hastalar, kişiye özel yapılmamış burunları ile pek çok psikolojik problemle karşılaşıyor. Bu nedenle hasta-doktor ilişkisinin iyi kurulması, hastanın ne istediği ile ne olabileceği arasındaki iletişimin doğru yönetilmesi gerekiyor. Burada da doğru hekim seçiminin önemi devreye giriyor” dedi. </p>
<p>Estetik kaygıların yanı sıra burun estetiği-rinoplastinin burundan sağlıklı nefes alabilme için yapıldığını belirten Dr.Oğuzhan Oğuz, “Bedensel sağlık ve yaşam kalitesi için sağlıklı nefes almak çok önemlidir. Hastalarımızın pek çoğu burunlarının estetiği ile ilgilense de, iyi yapılmış bir rinoplastide hastanın nefes alışverişinin doğru olması esastır. Rinoplasti sonrasında kişiler hastaneden hem estetik olarak hem de yaşam kalitesi olarak mutlu ayrılmalıdır” dedi. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/burun-estetigi-icin-bahar-aylari-ideal</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Mar 2022 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/burun-estetigi-icin-bahar-aylari-ideal.jpg" type="image/jpeg" length="94613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de 3 kişiden 1'i obez ]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/turkiyede-3-kisiden-1i-obez</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/turkiyede-3-kisiden-1i-obez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İBB, halk sağlığı sorununa dönüşen obeziteye karşı aktif mücadele dönemini ‘Obeziteyle Mücadele Eylem Planı’ ile başlattı. Yerel yönetimlere model olacak strateji belgesini açıklayan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Şengül Altan Arslan, Türkiye’nin obezitede geldiği noktayı, “Ülkemizde her 3 kişiden 1’i obez. Bu konuda Avrupa'da ilk sıradayız. OECD ülkeleri içinde de ABD’den sonra en yüksek ikinci ülke konumundayız” ifadeleriyle paylaştı. <strong>İSTANBUL (İGFA)-</strong> İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), ‘obeziteye yönelik çalışmalarında yeni vizyonunu açıkladı. ‘Obeziteyle Mücadele Eylem Planı’nı kamuoyuyla paylaşan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Şengül Altan Arslan, obezitenin  tüm insanlığı tehdit eden en önemli sağlık sorunlarının başında geldiğini söyledi. Türkiye’de her 3 kişiden birinin obeziteden muzdarip olduğu bilgisini veren Arslan, “Obezitede Avrupa'da ilk sıradayız. Dahası OECD ülkeleri içinde de ABD’den sonra obez oranı en yüksek ikinci ülke konumundayız. Genel olarak obezite, bir yetişkin hastalığı gibi algılansa da, çocukluk çağı obezitesi de maalesef artık küresel boyutta halk sağlığı sorunu” dedi. </p>
<p>Cemal Reşit Rey Konser Salon’unda gerçekleşen programda İBB’nin yol haritasını açıklayan Arslan, bugüne kadar bu yönde hayata geçirilen; İstanbul Aile Danışmanlık ve Eğitim Merkezi (İSADEM) eğitimleri, harekete teşvik eden ‘Yürü Be İstanbul’ uygulaması, 35 bin bisikletin öğrencilerin kullanımına sunulduğu ‘Pedalist’ gibi proje ve hizmetlerden örnekler paylaştı. Koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştıracak iş birlikleri oluşturmayı hedeflediklerini belirten Arslan, “16 milyon İstanbulluyu genciyle yaşlısıyla obeziteye karşı harekete geçmeye çağırıyoruz. Hedefimiz hareket etmeyi ve sağlıklı beslenebilmeyi her İstanbullunun hayatının parçası haline getirmek” diye konuştu.</p>
<p><strong>DANIŞMANLIK HİZMETİ VERİLECEK</strong></p>
<p>İBB Sağlık Dairesi Başkanı Önder Yüksel Eryiğit, ‘Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Yaşam Koordinatörlüğü’ ile  tüm belediye birimleri ve paydaşlarla İstanbulluların sağlıklı bir yaşama kavuşması için çalıştıklarını aktardı. Sağlıklı beslenme ve obezite konusunda danışmanlık hizmeti sunmayı planladıklarını kaydeden Eryiğit “İstanbulluların, sağlıklı bir yaşam için hazırladığımız tüm hizmetleri talep etmelerini, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite alışkanlığını bir yaşam tarzı haline getirmelerini önemsiyoruz” dedi. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/turkiyede-3-kisiden-1i-obez</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Mar 2022 13:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/turkiyede-3-kisiden-1i-obez.jpg" type="image/jpeg" length="92603"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Beynin yakıtını bağırsaklar hazırlıyor"]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/beynin-yakitini-bagirsaklar-hazirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/beynin-yakitini-bagirsaklar-hazirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenmenin psikolojik yönüne dikkat çeken Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, beslenme tercihlerinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine işaret etti.  Bağırsak sağlığının önemini vurgulayan Tarhan, “Bağırsaklar beyindeki serotoninin fabrikası gibi çalışıyor. Beyin gibi fonksiyon yapmıyor ama beyine malzeme üretiyor. Beynin yakıtını bağırsak hazırlıyor.” dedi. Prof. Dr. Tarhan “Beynin temel yakıtının sağlıksız olması ve beslenme hataları ile ileri yaşlarda obezite ve Alzheimer arasında nedensellik bağı var.” uyarısında bulundu.<strong>İSTANBUL (İGFA)- </strong>Beslenme tercihlerinin insan ruh sağlığında etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ne kadar etkili ve önemli olduğunu anlamak için aslında insanlığın ilk yaşadığı hayat olayı beslenme psikolojisiyle ilgilidir. Hz. Âdem’in Hz. Havva’nın elindeki elmayı yemesi ve bir nevi haz duygusunu kontrol edememesi önemli bir örnektir. Beslenmeyi kontrol edememesinin ilk adımı şeklinde insanlığın ilk sınavı olarak başlıyor. Şu anda da beslenme psikolojisine artık duygusal yeme diyoruz. Beslenme psikolojisinin arka planında yemek ve içmek duygusunu yönetememek var.” dedi.</p>
<p>İnsanın üç önemli temel ihtiyacı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Diğer canlılarla eşit olan üç temel ihtiyaç var. Beslenme, barınma ve üreme, temel ihtiyaçlardır ve giderilmek zorundadır. Gidermediği zaman insanın hem sağlığı bozuluyor hem de agresifleşmesine neden oluyor. O yüzden insanın yeme kararlarında ve tercihlerinde psikolojik etmenler çok rol oynuyor. Şu anda günümüzde de bu psikolojik etkenlerin nasıl rol oynadığını en güzel gösteren pazarlama teknikleri ile beslenmemiz arasındaki ciddi ilişki bozuldu.” diye konuştu.</p>
<p>Bağırsaklarda faydalı bakterilerin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi:</p>
<p>“Bakterilerin yüzde 80’i faydalı bakteridir. Bu faydalı bakterilere probiyotik deniyor. Vücuttaki birçok vitamin, mineral, birçok antioksidanlar ve hatta mutluluk hormonu olarak bildiğimiz serotonin bile bağırsaktaki bu bakteriler vasıtasıyla üretiliyor. Orada kullanılmıyor ama vücuda veriliyor. Fakat yanlış beslenme, bağırsaktaki mikrobiyotayı da bozdu. Bağırsaktaki probiyotik dediğimiz faydalı bakteri dengesi bozuldu. Böyle olunca da vücuttaki serotonin üretimi de bozuldu. Serotonin vücutta sadece beyin değil uyku, iştah ve mutlulukla da ilgilidir. Triptofan diye bir madde var. En çok fındık, çavdar ekmeği ve tam tahıl ürünlerinde en çok bulunuyor. Buğdayın daha doğrusu unun kepekli kısmı hayvanlara verildi, rafine kısmını insanlar yedi. Seneler bunlardan mahrum geçti ve yanlış beslenme nedeniyle insanların çoğunda bağırsak florası bozuldu.”</p>
<p>Bağırsaklarımızdaki mikrobiyotayı düzeltmeden artık depresyonla ilgili tedavide daha köklü adımlar atmadıklarını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bağırsaklar, ikinci beyin olarak tanımlanıyor. Biraz abartılı da olsa gerçeklik payı var. Bağırsaklar beyindeki serotoninin fabrikası gibi çalışıyor. Beyin gibi fonksiyon yapmıyor ama beyine malzeme üretiyor. Beynin yakıtını bağırsak hazırlıyor diyebiliriz. Bağırsaktaki mikrobiyata bozulduğu için de beyne yanlış yakıt gidiyor. Örneğin bir otomobilde motoru Premium yakıtla beslemek var bir de bozuk yakıtla beslemek var. Birinci sınıf yakıtla otomobili çalıştırırsak verim, performans ve enerji artar. Beyne giden yakıt bir nevi bozulduğu için beyin sağlıklı çalışmıyor.” dedi.</p>
<p>Serotonin üretimindeki bozulmanın Alzheimer’ın artmasının sebepleri arasında gösterildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Beynin temel yakıtının sağlıksız olması ve beslenme hataları ile ileri yaşlarda obezite ve Alzheimer arasında nedensellik bağı var. Arada ciddi bir neden sonuç ilişkisi var. Pazarlama teknikleri viral pazarlama yapıyor. Çocuklar küçük yaşta ‘ben sadece çikolatayla yaşarım’ diyor. Kişi üniversiteye gelmiş hala ‘çikolatayla yaşarım’ diyor. İnsan beynini ödül ceza sistemiyle bozuyor. Burada uyuşturucu madde ile çikolatanın bir farkı yok. O yüzden insanın ciddi şekilde bunu yemeyi kontrol etmesini öğrenmesi lazım. Çikolata yiyor ve fazla yediği için de obez oluyor.” ifadelerini kullandı.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/beynin-yakitini-bagirsaklar-hazirliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Mar 2022 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/beynin-yakitini-bagirsaklar-hazirliyor.jpg" type="image/jpeg" length="86969"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TRAVELEXPO ANKARA, dünya sağlık profesyonellerini buluşturdu]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/travelexpo-ankara-dunya-saglik-profesyonellerini-bulusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/travelexpo-ankara-dunya-saglik-profesyonellerini-bulusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin önemli turizm fuarları arasında yer alan TRAVELEXPO ANKARA, ikinci gününde gerçekleştirdiği B2B görüşmeler ile dünya sağlık profesyonellerini buluşturdu.<strong>ANKARA (İGFA)- </strong>Ticaret Bakanlığı desteği ve Türkiye Sağlık Turizmi Konseyi’nin koordinasyonunda düzenlenen TRAVELEXPO kapsamında Irak, Kazakistan, İran, İsveç, Ukrayna, Cezayir, Kazakistan, Rusya, Litvanya, Makedonya, Tacikistan, Kırgızistan, İsviçre gibi önemli 13 ülkeden gelen 40 sektör profesyoneli, TGA desteği ile İran, Sırbistan, Almanya, Azerbaycan, Rusya, Makedonya ‘dan gelen 20 tur operatörü ile bir araya geldi. B2B görüşmelerinde 400'ün üzerinde çapraz eşleştirme gerçekleştirildi.</p>
<p>Yerli ve yabancı sağlık profesyonelinin ve tur operatörünün ileriye dönük ilişkiler kurdukları görüşmelere dair açıklamalarda bulunan Atis Fuarcılık A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Bilgin Aygül “Yaptıkları görüşmeler sonrasında yakın ilişkiler kuran turizm sektörünün temsilcilerinin buluşması turizm açısından büyük önem teşkil etmektedir. TRAVELEXPO ANKARA  Fuarı güzel birlikteliklerin adımları oldu.  Aldığımız geri dönüşler ile görüşmelerin verimli geçmiş olduğunu duymak memnuniyet verici. Türkiye olarak deniz başta olmak üzere kültür, sağlık turizmi ve diğer alanlarda önemli potansiyellerimiz var. Atis Fuarcılık olarak düzenlediğimiz bu fuarlar, sayesinde ticaret ve ekonominin gelişmesine katkı sağlamaktan büyük gurur duyuyoruz” dedi. Aygül aynı zamanda, TRAVELEXPO ANKARA’nın önümüzdeki yıllarda genel turizmin yanı sıra Kültür ve Sağlık Turizmi konusunda ihtisaslaşmış ve uluslararası takvimlerde yer alan bir fuar olmasını hedeflediklerini belirtti. Sektöre ülkemize ve bölgemize yeni bir potansiyel yaratma sürecinde komşu ve çevre ülkelerle geçmişte kurdukları bağları güçlendirerek TRAVELEXPO ANKARA’ya taşımaya çalışacaklarını söyledi.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/travelexpo-ankara-dunya-saglik-profesyonellerini-bulusturdu</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Mar 2022 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/travelexpo-ankara-dunya-saglik-profesyonellerini-bulusturdu.jpg" type="image/jpeg" length="51242"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Kadın her yaşta beslenmesine özen göstermeli"]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/kadin-her-yasta-beslenmesine-ozen-gostermeli</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/kadin-her-yasta-beslenmesine-ozen-gostermeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Diyetisyen Özden Örkcü, kadın sağlığı için beslenmenin önemine işaret ederek tavsiyelerde bulundu.<strong>İSTANBUL (İGFA)-</strong>Kadının hayatının her döneminde sağlığına özen göstermesi gerektiğini belirten uzmanlar,  kadınlar için gençlik yıllarının sonları ile 50'li yaşların başı arasında iyi beslenmenin öneminin altını çiziyor. Karbonhidrat, protein ve sağlıklı yağlar ile dengeli bir kahvaltı yapan kişilerin kilo vermesinin daha kolay olduğunu belirten uzmanlar, “Amacınız vücut yağlarından kurtulmak veya istenmeyen kilolardan kurtulmaksa, uyandıktan sonra 45 dakika içinde yemek yiyin” tavsiyesinde bulunuyor. Sağlıklı bir beden için folik asit ve B vitaminlerinin önemine işaret eden uzmanlar, kadınların günlük ortalama 2,7 litre yani yaklaşık 9 bardak su içmesini öneriyor.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/kadin-her-yasta-beslenmesine-ozen-gostermeli</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Mar 2022 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/kadin-her-yasta-beslenmesine-ozen-gostermeli.jpg" type="image/jpeg" length="15342"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Koronavirüsün bilançosu obeziteli bireyler için ağır oldu ]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/koronavirusun-bilancosu-obeziteli-bireyler-icin-agir-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/koronavirusun-bilancosu-obeziteli-bireyler-icin-agir-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güncel veriler, Covid-19 bilançosunun dünyada ve Türkiye’de obeziteli bireyler için çok daha ağır olduğunu gösteriyor. Yapılan çalışmalar; obeziteli ve fazla kilolu bireylerde normal kilolu olanlara kıyasla Covid-19 pozitifliğinde %46’lık, hastaneye yatışlarda 3’lük, hastalığa bağlı ölüm oranlarında ise %48’lik artış olduğunu ortaya çıkarıyor. Türkiye’de gerçekleştirilen bir başka çalışma ise obezitenin Covid-19’a bağlı ölümleri 2 kat artırdığını işaret ediyor.<strong>İSTANBUL (İGFA)- </strong>Obezite, 21. yüzyılın en önemli sağlık sorunlarından birisi olarak öne çıkıyor. Fazla kilolu ve obeziteli bireylerin sayısı dünyada olduğu gibi Türkiye’de de giderek artış gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından son yayınlanan raporda Türkiye, yetişkin nüfusu baz alarak Avrupa’da obezitenin en yüksek olduğu ülke konumunda. Türkiye’de her 3 yetişkinden ikisinde kilo fazlalığı veya obezite mevcut. Obezite sadece yetişkinler arasında değil, çocuklar arasında da hızla yayılıyor. Türkiye’de her dört çocuktan biri fazla kilo problemi yaşıyor.</p>
<p>Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD) Obezite, Dislipidemi ve Hipertansiyon Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Fahri Bayram ve Çalışma Grubu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sinem Kıyıcı, 4 Mart Dünya Obezite Günü’ne özel olarak Covid-19 döneminde obeziteli bireylerin yaşadıkları sağlık sorunları hakkında önemli noktalara değindi.</p>
<p> <strong>OBEZİTE EN SIK GÖRÜLEN ÖNLENEBİLİR ÖLÜM NEDENLERİ ARASINDA İKİNCİ SIRADA</strong></p>
<p> Prof.  Dr. Sinem Kıyıcı, “Obezite; diyabet, hipertansiyon, yüksek kan basıncı, kan yağlarında yükseklik, koroner arter hastalığı, inme, çeşitli kanserler, uyku-apne sendromu, karaciğer yağlanması, reflü, safra yolları hastalığı, kısırlık, depresyon, eklem ve hareket sorunları gibi pek çok kronik hastalığa da sebep oluyor. En sık görülen önlenebilir ölüm nedenleri içinde ise obezite ikinci sırada yer alıyor. </p>
<p>Dünya, Çin’in Wuhan kentinden başlayıp yayılan Covid-19 pandemisi ile mücadelesini sürdürürken, güncel veriler dünyada ve ülkemizde Covid-19 hastalığı bilançosunun obeziteli bireyler için daha ağır olduğunu gösteriyor. Yapılan çalışmalar; obeziteli ve fazla kilolu bireylerde normal kilolu olanlara kıyasla Covid-19 pozitifliğinde %46’lık, hastaneye yatışlarda 3’lük, hastalığa bağlı ölümlerde %48’lik artış olduğunu göstermektedir. Türkiye’de gerçekleştirilen bir başka çalışma ise obezitenin Covid-19’a bağlı ölümleri 2 kat artırdığını işaret ediyor. Obezitenin yol açtığı solunum problemleri ve obezite ilişkili diyabet, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları gibi ek hastalıklar bu bireylerde Covid-19’a bağlı zatürre gelişim riskini ve yoğun bakım ihtiyacını artırmaktadır. Obeziteli bireylerin diğer insanlara göre Covid-19 enfeksiyonuna yakalanma ve Covid-19 hastalığını daha ağır geçirme riskinin daha yüksek olduğu bilimsel verilerle de gösterilmiştir.” dedi.</p>
<p><strong> PANDEMİNİN YARATTIĞI STRES OBEZİTE ORANLARINDA ARTIŞA SEBEP OLUYOR</strong></p>
<p> Covid-19 pandemisinin tüm dünyada obezite oranlarında ciddi bir artışa neden olacağını söyleyen Prof. Dr. Fahri Bayram ise sözlerine şöyle devam etti, “Pandeminin yarattığı stres ve kaygı, evde geçirilen zamanın artması, bu sürecin getirdiği sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve tedaviye ulaşımdaki güçlükler gibi faktörler de obezite oranlarının artışı açısından büyük risk oluşturmaktadır.</p>
<p>Öte yandan obezite ciddi sağlık problemlerine yol açmasına rağmen tedavi edilebilen bir hastalık. Sadece %5- düzeyinde bir kilo kaybı bile obeziteli bireylerde obeziteyle ilişkili hastalıklara yakalanma ve ölüm riskini azaltıyor. Bireylere sağlıklı beslenme ve egzersizi içeren yaşam tarzı değişikliklerinin benimsetilmesi obezitenin hem tedavisinde hem de önlenmesinde ana basamak olacaktır. Gereken ve uygun durumlarda obezite tedavisinde ilaç tedavisi veya cerrahi yöntemler de kullanılabilmektedir.” dedi.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/koronavirusun-bilancosu-obeziteli-bireyler-icin-agir-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Mar 2022 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/koronavirusun-bilancosu-obeziteli-bireyler-icin-agir-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="70824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tüp bebek tedavisinden önce sigarayı bırakın ve kilo verin ]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/tup-bebek-tedavisinden-once-sigarayi-birakin-ve-kilo-verin</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/tup-bebek-tedavisinden-once-sigarayi-birakin-ve-kilo-verin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tüp bebek tedavisi görecek olan çiftlere önerilerde bulunan Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Gökalp Öner, "Çocuk sahibi olmaya çalışılan süreçte sigara ve alkolden uzak durmak gerekiyor. Yapılan tüm çalışmalar sigarayı pasif veya aktif tüketmenin hem yumurta, hem de sperm kalitesini olumsuz etkilediğini göstermektedir. Hatta embriyonun rahme tutunmasını negatif etkileyerek tüp bebekte gebelik başarısını düşürür. Ayrıca kilo vermek de önemli. Fazla kilolu olmak yumurta kalitesini negatif etkilerken, mevcut kilonun yüzde 10'u kadar kilo vermek yumurta kalitesini 5 kat artırır" diye konuştu.<strong>İSTANBUL (İGFA)-  </strong>Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Gökalp Öner, Akdeniz tipi beslenmenin kalp ve damar sağlığına faydalarının yanı sıra tüp bebek başarısını arttırmaya da yardımcı olabileceğini belirtiyor. Öner, “Bu konuda yapılan çalışmalarda Akdeniz usulü beslenmenin tüp bebek başarısını artırdığı gözlenmiştir. Çalışmada, tüp bebek tedavisinden 6 ay önce Akdeniz usulü beslenmeye geçen kadınların tüp bebekle gebelik elde etme başarısı yüzde 65-68 oranında artmıştır. Akdeniz usulü beslenme balık, sebze, meyve, baklagiller ve zeytinyağı içermektedir. Bir de psikolojiyi yüksek tutmak gerekiyor. Tüp bebek tedavisi sürecinde psikolojiyi hazırlamak bu süreçte yaşanacaklar konusunda doktorunuzdan ayrıntılı bilgi almak ve güvenilir uzmanlar tarafından takip edildiğini hissetmek bu süreçte çok önemli" diyor.</p>
<p><strong>GÜNCEL TEDAVİ YÖNTEMLERİ SUNULMALI </strong></p>
<p>‘Kişiye özel tüp bebek tedavisi’nin tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Gökalp Öner, "Başarıyı etkileyen en önemli faktör, tüp bebek tedavisini gerçekleştirecek olan uzmanın her çifti ayrı değerlendirmesi ve güncel tedavi yöntemlerini sunmasıdır. Tüp bebek ilaçları zamanında ve etkin dozda yapılmalıdır. Tüp bebek tedavinizi planlayan uzmanların kadının kilosu, yaşı, yumurta rezervi, hormon değerleri, varsa önceki tedavi dozları ve ek hastalıklarına göre kişiye özel tedavi dozları ayarlamalı ve her gün aynı saatte düzenli yapılmalıdır" diyerek uyardı.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/tup-bebek-tedavisinden-once-sigarayi-birakin-ve-kilo-verin</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Mar 2022 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/tup-bebek-tedavisinden-once-sigarayi-birakin-ve-kilo-verin.jpg" type="image/jpeg" length="89189"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp nakli beklerken Türkiye’de sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/kalp-nakli-beklerken-turkiyede-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/kalp-nakli-beklerken-turkiyede-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>90’lı yılların futbolcusu Arnavut Sokol Haznedari’ye kalp yetmezliği teşhisi konuldu. Ülkesindeki doktorlar ameliyat dahi etmediler. Amerika’daki doktorlar ise ‘Kalp nakli olmalısın’ diyerek geri çevirdiler. Türkiye’de olduğu aort kapağı ameliyatı ile sağlığına kavuştu. <strong>İSTANBUL (İGFA)-</strong>  52 yaşındaki Sokol Haznedari, Arnavutluk’tan Amerika’ya kız kardeşini ziyarete giderken uçuş sırasında fenalaşınca hastaneye kaldırıldı. New York’ta tam 8 gün boyunca hastanede kalan eski futbolcu Haznedari’ye doktorlar, ‘Kalp nakli olmalısın’ dedi. Arnavutluk’ta birinci ligde yıllarca futbol oynayan Haznedari’ye uygun kalp çıkıncaya kadar kalp pili takılması önerildi. Daha önce de Türkiye’ye gidip gelen Sokol Haznedari “Ben Türk doktorlarına güveniyorum” diyerek hekim arayışına girdi. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Barış Çaynak ile irtibata geçerek Türkiye’ye geldi.</p>
<p><strong>NAKİL YERİNE KAPAK DEĞİŞİMİ YAPILDI </strong></p>
<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Barış Çaynak, hastasının iyileşme sürecini şu sözlerle anlattı: “Hastanın asıl sorunu aort kapağında kaçak olmasıydı. Bu nedenle kalp aşırı derecede büyümüştü. Aort kapağı sorunları çok sinsi ilerler ve son ana kadar belirti vermezler. Bu hastada aort kapağındaki kaçak çok fazla olduğu için kalp o kadar büyümüştü ki ameliyat çok riskliydi. Amerika’dan bize geldiğinde yapılan tedaviler ve tahliller için oradaki doktorlar 140 sayfalık bir kitapçık hazırlamıştı. Kendisine hayati riskleri olduğunu anlattık. Oradaki kapağı protez bir kapak ile değiştirdik. Ameliyattan sonra kalbi küçülmeye başladı, 3 ay içerisinde normale dönmesini bekliyoruz. Yani kalp nakli yerine aort kapağı ameliyatı ile sağlığına kavuştu.”</p>
<p><strong>“ÜLKEME SAĞLIKLA DÖNÜYORUM”</strong></p>
<p>Sokol Haznedari ise yaşadıklarını şöyle anlatt: “Amerika’dan sonra Arnavutluk’taki doktorlar da bize ameliyatın riskli olduğunu anlattı. Tanıdıklarımız İstanbul’da çok iyi kardiyologlar bulabileceğimizi söylediler. Bunun üzerine Türkiye’ye gelmek istedim. Ailem ameliyata dair endişe içindeydi. Ben doktorumu gördüğümde aradığımı bulduğumu anladım ve bir güven duydum. Türkiye’de ameliyat olmak istediğimi söyledim. Sağlıkla ülkeme dönebileceğim için çok mutluyum” dedi.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/kalp-nakli-beklerken-turkiyede-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Mar 2022 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/kalp-nakli-beklerken-turkiyede-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="20012"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DEÜ Tıp'ta 44. gurur yılı ]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/deu-tipta-44-gurur-yili</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/deu-tipta-44-gurur-yili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi 44 Kuruluş yıl dönümünü kutladı. DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, “Bundan 44 yıl önce bugün 12 öğretim üyesi ile başlayan bu yolculuk günümüzde marka olmuş bir yapıya dönüştü. Uluslararası tıp dünyasında da kendisini kanıtlayan DEÜ Tıp Fakültemizde gerçekleştirilen akademik çalışmalar Türk yükseköğretim camiası adına da büyük önem arz ediyor” diyerek fakültenin yıllardır vatandaşlara şifa dağıttığını belirtti.<strong>İZMİR (İGFA)-</strong>Uluslararası düzeyde tanınmışlığa ve yetkinliğe sahip Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi’nin 44 Kuruluş yıl dönümü kutlandı. 1 Mart 1978 tarihinde İzmir Tıp Fakültesi adıyla kurulan ve 1982 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesine katılan DEÜ Tıp Fakültesi’nin kuruluş yıldönümü etkinliği çevrimiçi olarak gerçekleştirildi.</p>
<p>Törenin açılışında konuşan ve ülkemizin ihtiyaç duyduğu donanımlı hekimleri yetiştirmek amacıyla 1 Mart 1978 tarihinde İzmir Tıp Fakültesi adıyla kurulan fakültenin 1982 yılında DEÜ bünyesine geçtiğini söyleyen DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, “Bundan 44 yıl önce bugün 12 öğretim üyesi ile başlayan bu yolculuk günümüzde marka olmuş bir yapıya dönüştü. Bu süreçte fakültemiz, Sağlık Yerleşkemizde yer alan ve bölgesel hizmet sunan araştırma uygulama hastanemizin de ana omurgasını teşkil etti. Son iki yıldır dünyayı etkisi altına alan küresel koronavirüs pandemisinin getirdiği şartlara rağmen; hekimlik mesleğini icra edecek bireyleri yetiştirmek için çalışan hocalarımız ise bu noktada da ne kadar fedakâr olabileceklerini bir kez daha gösterdi. Ülkemizin hemen her noktasında aziz milletimize hizmet eden ve hastalarımıza şifa dağıtan hekimlerimizin varlığı da elbette üniversitemizin gururu arasında yer alıyor” dedi.</p>
<p><strong>FAKÜLTEMİZ TIP CAMİASINDA KENDİNİ KANITLADI</strong></p>
<p>Uluslararası tıp camiasında da kendisini kanıtlayan DEÜ Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirilen akademik çalışmaların Türk yükseköğretim camiası adına önem arz ettiğini ifade eden DEÜ Rektörü Hotar, fakülteden mezun olacak hekimlerin uluslararası literatürü takip etmesine, çok yönlü düşünmelerine özellikle dikkat ettiklerini belirtti. Fakültenin fiziksel ihtiyaçlarına yönelik de çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Hotar, “Bunlar arasında fakültemizin derslik ihtiyacının karşılanmasına yönelik planlamalarımızdan da kısaca bahsetmiştik. 15 Temmuz Sağlık ve Sanat Yerleşkemizin kalbinde 9 milyon TL’ye mal olan ‘Ortak Derslikler’ hizmet binasının açılışını geçtiğimiz Ekim ayında gerçekleştirdik. Laboratuvarlarımızdaki teknik imkânların ve birimimizdeki fiziki şartların iyileştirilmesine yönelik girişimlerimizin yanı sıra, akreditasyon sürecinin son derece önemli olduğu tıp eğitiminde, bu alandaki yetkili kurumlarla işbirliğine ve denetim mekanizmalarına önem verdik” diye konuştu.</p>
<p><strong>ARAŞTIRMA BERATI SORUMLULUKLARIMIZI ARTIRDI</strong></p>
<p>Sağlıkta Kalite Standartları değerlendirmesinde 100 üzerinden 97.65 puan alan DEÜ Araştırma Uygulama Hastanesi için her zaman daha fazlasını yapmayı düşündüklerini belirten Rektör Hotar, Aralık 2021’de ‘Araştırma Üniversitesi’ olmaya layık görüldüklerini hatırlatarak, “Hakkımızla aldığımız beratla birlikte, sağlık ve tıp eğitimi alanlarındaki sorumluluklarımız da artmış oldu. Bunun farkında olarak 2022’ye heyecan ve büyük bir istekle başladık. Bu noktadaki amacımız, ülkemizin bilim dünyasındaki görünürlüğünü artırmak ve milletimize çok daha farklı noktalarda hizmet üretmek olacaktır. Elbette sağlık turizmine ve sağlıkta kümeleme modelimize uygun yatırımlara da özel önem vereceğiz” açıklamasında bulundu. Konuşmasının son bölümünde ülkemizin beyin göçüne ve hekim kaybına tahammülü olduğunu dile getiren Rektör Hotar, “Rektörlük olarak, hekimlerimize ayrı bir önem gösteriyoruz. Ancak pandemi sebebiyle insanlık zor bir süreçten geçiyor. Üstelik istenmeyen savaşlar ve uluslararası gelişmeler de canımızı sıkıyor. Her şeye rağmen hastalarımız ve ülkemiz için hekimlerimizden ve hekim adaylarımızdan daha sabırlı olmalarını diliyoruz. Bu düşüncelerle tıp fakültemizin 44’ncü kuruluş yıldönümünü kutluyor; aramızdan ayrılan değerlerimizi rahmetle yâd ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>7 BİNE YAKIN MEZUN HEKİMİMİZ VAR</strong></p>
<p>DEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Asım Oktay Ergene ise fakülteden bugüne kadar yaklaşık 7 bin hekimin mezun olarak Türkiye’nin farklı köşelerinde hizmet vermeye devam ettiğini söyledi. DEÜ’de daha önceki dönemlerde Rektörlük yapan isimlerin birçoğunun Tıp Fakültesi kaynaklı olduğunu ve fakülteye büyük hizmetlerde bulunduğunu dile getiren Ergene, “Şu anki Rektörümüz Prof. Dr. Nükhet Hotar Hoca, Dokuz Eylül’e damga vuran rektörler arasında en önemlilerinden bir tanesi arasında yer alıyor. Aralık 2021’de YÖK, Dokuz Eylül Üniversitesi’ni Araştırma Üniversitesi olarak seçti. Bu süreçte Rektör olarak Nükhet Hotar tüm benliğini ortaya koydu. Rektörlüğümüzün sağlık alanındaki plan ve projelerine katkı koymak, gurur duyduğumuz aile fertlerimiz için ayrı bir anlam ifade ediyor” diye konuştu.</p>
<p>DEÜ Araştırma Uygulama Hastanesi Başhekim V. Prof. Dr. Semih Küçükgüçlü de yılda ortalama 1,5 milyon hastaya sağlık hizmeti sunduklarını belirterek DEÜ hastanesinin ‘ilklerin hastanesi’ olduğunu belirtti. Küçükgüçlü, “İlk MR görüntüleme merkezi, ilk acil tıp uzmanlığı veren acil servis, ilk günübirlik cerrahi merkezi, meslek hastalıkları bilim dalı kliniği, GETAT Merkezi, Covid-19 İzlem Merkezi bunların örnekleri arasında yer alıyor. DEÜ Araştırma Uygulama Hastanesi olarak başarılarımızın haklı gururunu yaşıyoruz. Bizlerden desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Rektörümüz Prof. Dr. Nükhet Hotar’a teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Program kapsamında fakülte mezunlarının konuşmaları yer aldı; DEÜ Tıp Fakültesi ile DEÜ Uygulama Araştırma Hastanesi’nden emekli olan ve 30 yılını dolduran akademik ile idari personele plaketleri verildi.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/deu-tipta-44-gurur-yili</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Mar 2022 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/deu-tipta-44-gurur-yili.jpg" type="image/jpeg" length="78318"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Omicron hafif geçse de ciğerde izi kalıyor]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/omicron-hafif-gecse-de-cigerde-izi-kaliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/omicron-hafif-gecse-de-cigerde-izi-kaliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Omicron geçirenlerde de ‘Post Kovid’ sendromu görülebildiğini söyleyen söyleyen Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Nefes darlığı gibi solunum sıkıntıları kendini gösteriyor. ‘İyi atlattım’ diyen hafif geçirenlerde bile bazen uzun süren, kalıcı sorunlar gelişebiliyor. Hastalığı ağır geçirmese bile hastaneye yatmasa, ayakta geçirse de kalıcı sorunlar olabiliyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kovid salgınının hastalık tablosunun Omicron varyantıyla birlikte değiştiğini söyleyen Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Tablo baya değişti. Genel itibarıyla baktığımızda artık nezle, soğuk algınlığı gibi çok hafif burun akıntısı, hapşırma, boğazda hafif bir kaşıntı yanma, bazen hafif bir ateş olabiliyor; 1-2 gün o da çok fazla değil. Ağrılar olabiliyor, çok önemli bir sorun yok. Ama böyle yatak döşek ağır hastalık, nefes darlığı çok yok. Unutmamak lazım; genelde hasta 4’üncü, 5’inci günü itibarıyla ya iyileşiyor ya da ağırlaşacaksa hemen sinyaller ortaya çıkıyor” dedi. Özlü, beşinci günden sonra nefes darlığı gibi solunum sıkıntılarının kendini gösterdiğini kaydederek “Genelde ilk 3-4 güne aldanmamak lazım. ‘Hafif geçiyor, sorun yok iyiyim, atlatacağım’ gibi düşünüyorsunuz ama belli olmayabiliyor. 5’inci, 6’ncı gün işler, kontrolden çıkabiliyor. Dikkatli olmak lazım” diye konuştu.</p>

<p>Prof. Dr. Özlü, Kovid-19’un atlatanlarda bazı kalıcı hastalıkların ortaya çıktığını fakat Omicron sonrası için henüz net bir şey söylemenin erken olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Çünkü ‘Post Kovid’ dediğimiz, Kovid sonrası dediğimiz dönem, genelde 3 aydan sonra başlayan durumu temsil ediyor. Omicron geçirenler için henüz daha böyle bir döneme yeni yeni giriyoruz. Dolayısıyla Omicron ile ilgili net bir şey söyleyemem. Kovid durumu, bundan sonrasının en büyük sorunudur. Bunu unutmamak lazım. Akut dönemini bir şekilde atlatıyoruz, geçiyor. Ama bunun uzun vadeli sağlık sistemi üzerindeki yükü çok büyük olacak. Hâlâ 2 yıl, 6 ay önce Kovid geçirmiş ve Kovid’den dolayı hasarlanmış akciğer, kalp ve böbrekle uğraşıyoruz. Kovid sonrası şeker hastası olanlar var. Kovid sonrası böbrek yetmezliği var, en sık gördüğümüz akciğer yetersizliği olanlar var. Bunların bazıları hala oksijen ile bağımlı olarak tekerlekli sandalye ile yaşamak zorunda olanlar, bu şekilde hayata devam etmek zorunda kalanlar var. Gerçekten bu da çok büyük bir sorun oluşturuyor.” Omicron geçirenlerde nefes darlığı gibi solunum sıkıntılarının da kendini gösterdiğini belirten Prof. Dr. Özlü, “İnsanlar akut dönemi atlatıp iyiye geçtikleri için mutlu oluyorlar, ‘İyi oldum’ diye şükrediyorlar. Hafif geçirenlerde bile bazen uzun süren, kalıcı sorunlar gelişebiliyor. Hastalığı ağır geçirmese bile hastaneye yatmasa, ayakta geçirse de kalıcı sorunlar olabiliyor. Onun için en güzeli; hiç hasta olmamak, dikkatli olmak” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘KOVİD’İ ATLATANLARIN YÜZDE 80’İNDE KOKU ALMA BOZUKLUĞU VAR’</strong></p>

<p>Koronavirüs geçirenlerin yüzde 75-80’inde koku alma bozukluğu olduğunu belirten Özel İmperial Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu, “İki yıl içerisinde izlediğim vakaların yüzde 75-80’inde koku alma bozuklukları, tat alma bozuklukları ancak daha sonra geri dönüyor. Çok az bir kısmında kalıcı hale geliyor. Yani genellikle düzelebiliyor diyebiliriz. Yaş grupları arasında pek fark görmedik ancak genellikle 40 yaş sonrasında daha çok oluyor ve belirtiler daha ağır geçiyor” diye konuştu. Ustaoğlu,şu bilgileri verdi: “Koronavirüsün ilk bulaşma yeri üst solunum yolu yani burun ağız bölgesidir. Genizde çoğalıp aşağıya doğru inerek hastalık yapar. Dolayısıyla bulgular iki türlüdür. Bir grubu KBB’ı direkt etkiler. Bunlar koku alma, tat alma bozuklukları, öksürükler, boğazda yangı, ağrı, kulakta çınlama, dolgunluk hissi zaman zaman işitme kayıpları. En sık rastladığımız semptomlar bunlar. Kovid’in KBB belirtileri oldukça fazla.”</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/omicron-hafif-gecse-de-cigerde-izi-kaliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Mar 2022 14:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/1425490.jpg" type="image/jpeg" length="27476"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserin erken teşhisinde likit biyopsi önemli]]></title>
      <link>http://aracsigorta.net/kanserin-erken-teshisinde-likit-biyopsi-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="http://aracsigorta.net/kanserin-erken-teshisinde-likit-biyopsi-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanlarının genetik alanında yaptıkları özverili çalışmalar birçok hastalığın erken teşhis, tedavi ve takibini mümkün kılıyor. Kanser türlerinin erken teşhisine yönelik olarak geliştirilen likit biyopsi testi bu alanda atılan en önemli adımlardan biri. Nesiller Genetik Kurucusu Dr. Gülay Özgön likit biyopsi testinin onkoloji alanında bir devrim niteliği taşıdığını ve erken teşhis için çok önemli bir adım olduğunu belirterek, periyodik olarak yapılan kontrollerin önemine dikkat çekti.<strong>İSTANBUL (İGFA)- </strong>Tıbbi genetik testler alanında laboratuvar ve danışmanlık hizmetleri sunan Nesiller Genetik Hastalıkları Değerlendirme Merkezi Kurucusu Dr. Gülay Özgön, genetik çalışmaların sağlıklı yaşamın sürdürülebilirliği ile hastalık yönetiminin başarısında kilit rol oynadığına değinerek, yeni nesil kanser tanı testi olan ve “Likit Biyopsi” adı verilen testin kanserle mücadeledeki önemine dikkat çekti. Dr. Gülay Özgön, “Likit Biyopsi testi 2017 yılından beri klinik uygulamalarda kullanılıyor ve onkoloji alanı hekimleriyle çalışmalarımız gelişerek sürüyor. Onkolojide referans merkezi olma hedefiyle çok daha fazla insana ulaşmak ve erken teşhis olasılığını artırmakla ilgili yoğun çalışmalar yapıyoruz. Bu nedenle de erken teşhiste önemli yeri olan bu testin yaygınlaşması konusunda kendimizi sorumlu hissediyoruz” dedi.</p>

<p>Likit Biyopsi ve genetik tanı testleriyle ilgili hastaların doğru yönlendirilmesinin önemini vurgulayan Dr. Gülay Özgön, genetik danışmanlığın toplumun çok küçük bir kesimi tarafından bilindiğini, aile hikayesinde kanser olan bireylerin başta onkologlar olmak üzere hekimlerine danışarak genetik testleri yaptırmaları gerektiğini söyledi. Özgön, “Likit Biyopsi testleri vücuttaki tümör hücreleri ya da bunlardan kopan hücre parçacıklarının, kan dolaşımındaki DNA ve RNA değişimlerinin (mutasyonlarının) tespit edilebilmesi için yapılıyor. Özellikle akciğer, meme, mide, karaciğer, prostat, melanom ve pankreas kanserlerinin teşhisinde, tedavi ve takibinde kullanılan Likit Biyopsi testleri, tüm kanser çeşitlerinde uygulanılabiliyor” dedi.&nbsp;</p>

<p>Onkoloji hastaları için kişiselleştirilmiş tıp anlayışı ile hastalık seyrini yönetebilecek sistemler üzerine çalıştıklarını ifade eden Dr. Gülay Özgön, kanser belirtileri ve genetik şüphe taşıyan herkesin hekimine danışarak test yaptırabileceğini ve kanser tedavisi sonrası da hastalığın takibi için Likit Biyopsi testlerinin dönemsel olarak yapılabileceğini ifade etti.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>http://aracsigorta.net/kanserin-erken-teshisinde-likit-biyopsi-onemli</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Feb 2022 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aracsigortanet.teimg.com/crop/1280x720/demo-tebilisim-com/uploads/2022/03/agency/kanserin-erken-teshisinde-likit-biyopsi-onemli.jpg" type="image/jpeg" length="46796"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
